![]()
ALİ MERT...
Bir Gün Mutlaka...tickets to wicked Lions tickets
Malumunuzdur, Anadolu’da bir adet vardır. Bayram öncesi, kandil öncesi ev temizliği yapılır. Eve girildiğinde ise temizlik yapıldığı belirtilerek, daha dikkatli davranılması söylenir. Bu işler genellikle annelere düşer. Demek ki temizlik yapılmış, evin tekrar hemen kirlenmemesi için önlemler alınıyor evde. Şimdi ise hepimizin evi olan yurdumuzda Kandil temizliği telaşı başlamış durumda. Kandil Dağı temizliği için herkes tetikte bekliyor. Sabrının denenmesi için başka bir yol kalmayan Türk ulusu hem yeter diyor hem de yeter denmesi için askeri çözüm bekliyor. Evet, bizim koca evin Kandil temizliği başka türlü. Peki, temizlik sonrası için annelerimizin aldığı önlemlere dair bir belirti var mı?
Askeri operasyonun olması şart. Bu bütünlük, huzurlu yaşama, uluslararası saygınlık ve egemenlik göstergesi sorunu da olmuştur. Peki, askeri operasyon tek başına yeterli mi? Daha önce de belirtmiştik[1] Barzani ve aşiretinin Türkiye’de sahip olduğu şirket sayısı 180 civarında. Mesut Barzani’nin kişisel serveti ise yaklaşık 2 milyar Dolar. Tatilya, sigara, sınırdan geçen tırlardan alınan har(a)çlar (tır başına 400 Dolar, yılda ise yaklaşık 300 milyon Dolar yapıyor. Bu kapının Türkmenlerin olduğu bölgeden açılması alternatifini düşünmek de gerekir.), inşaat, petrol sadece Barzani ve şürekâsının etkinlik gösterdiği birkaç alan. Irak içerisinde Türkiye adına alınan işler ise cabası. Bu şartlar altında askeri operasyonun tek başına başarısı ne derece olacaktır? İsmi belirli ya da belirsiz, ülkemizden de orada çalışan onlarca şirket bulunmaktadır. Bunların da askeri operasyona neden sıcak bakmadığını anlamak zor olmasa gerek. Askeri konuşlanmadan daha önemlidir bu şekilde, “sermayenin konuşlanması.”
Askeri bir müdahale ile ekonomik bir müdahale birlikte yürütülmeli demektir. Bunun için ise ilk şart “devlet politikası”nın olmasıdır. Örneğin; “yurtta ve dünyada barış”ı, bağımsızlığınıza ve bütünlüğünüze bir taciz olmadığı sürece korumayı, bir taciz olduğu zaman ise dış politikadaki kararlı tutumunuzu göstererek gerekli her türlü müdahaleyi yapmayı bir devlet politikası bellemiş olabiliriz. Oysa şu an için devlet politikamız budur diyebileceğimiz bir stratejimiz var mı? Varsa nedir ki birkaç kişi haricinde kimse göremiyor. Olayın bam teli de burada ses vermektedir: Dış politika.
ABD-İsrail ikilisinin Orta Doğu’da yeni rakipleri iyice netleşti: İran ve Rusya hatta Çin. Ancak; ne ilginçtir ki bu ülkelerin hepsi olası bir Kuzey Irak müdahalesine karşı durumda. Bu bir çelişki midir? Türkiye’nin ABD’nin stratejik ortağı ve BOP’un yıldızı olduğunu bilmeyen yoktur. İran ve Rusya Türkiye’yi bundan dolayı yalnızlaştırma politikası uyguluyor olabilir mi? ABD ile Türkiye arasında (ufak da olsa) gerginliğe benzer bir şeyler oluyor (gibi), Rusya ve İran, Türkiye’yi yanına çekmek için bir hamle yapmak yerine, böyle davranarak acaba bir çelişki mi sergiliyor? Bunun gibi sıralanacak soruların sayısı oldukça fazla ve ayrıca bir incelemenin konusudur. Ancak sorulara verilecek yanıt tektir: Eğer bağımsız bir ulus devlet biçimimizi korumuş olsaydık, bu soruları neden diye soran güç biz olacaktık. Oysa şu an ismi geçen ülkelerin vereceği yanıtları, boynumuzu bükmüş bekliyoruz. Bu anlamda bir noktaya da dikkat çekmekte yarar olacaktır. Son günlerde kimi televizyonların ve gazetelerin “milli” duyguları kabardı, hani her Ramazan dindarlığı kabaran, her milli maç öncesi çalıştırıcılığı (antrenörlüğü) kabaran yayınlardan bahsediyorum. Çok ilginç bir şeye denk geliyoruz uzmanlarımızın yorumlarından. ABD yanlısı bilinçaltı uzmanları PKK-ABD ilişkisini sıfırlayacak açıklamaları yapacak yollar bulmuşlar. Bin dereden su getirilerek ve arada uçuk açıklamalar yapılarak belirtilen stratejiler, Rusya ve İran’ın operasyona destek vermemesi üzerinden yola çıkıyor; ama, gerisini olduğu gibi akla sığmaz yorumlara getiriyor. Kimsenin ağzından ise “dış politikada bağımsız tavır” çıkmıyor. Bu kerameti kendinden menkul kişiler, şu an halkın öfkesini üzerlerine çekmemek için açıkça ABD yanında olmaktan başka çaremiz olmadığını söyleyemiyorlar; ama, ima etmekten de kaçınmıyorlar. Sanırım bu aralar olağanüstü hal uygulaması bu gibilerine uygulanıyor. Bu uygulama ile yurtdışından gelen maaşlarında artma var ki bunların, kendileri için bu zor şartlarda çalışıyor, yazıyor ve söyleyebiliyorlar.
Son olarak bakacak olursak, terörün engellenmesi için öncelikle bir devlet politikasına ihtiyaç bulunmaktadır. Kandil temizliği için su görevi görecek şey budur. Temizlikte olmazsa olmazdır su. Bunun alt etkenleri ekonomik, siyasi ve askeri alanlara ayrılmaktadır. Bunlar da kendi içlerinde ayrılmaktadır. Örneğin; siyasi alanda uğraş içerisinde dış politikada bağımsızlık, ulusal egemenlik, halkın sesini dinleme, olmadık yerde referandum sokuşturmama, üstelik terörün zirvede olduğu bir anda başkanlık (eyalet olarak okuyunuz) sistemine evrimi gerçekleştirecek referandumu hiç sokuşturmama gibi alt başlıklar bulunmaktadır. Saydığımız şeyleri yapmak için ise tek bir şeye ihtiyaç vardır: “Bağımsız ve güçlü bir ulus devlet.” Bu olmadıktan sonra söylenen her şey uçucudur. Zaten siz birilerinin söz söylemesi için bekliyorsunuz demektir.
Temizlik her eve lazımdır. Sürekli de lazım olacak ve kullanılacak bir araçtır. Çünkü; kimi durumlarda evin kirlenmesine engel olamazsınız. Eviniz mahallenin çok güzel bir yerindedir, sağında solunda çok önemli yerler vardır. Evin altından çok güzel su çıkmaktadır. Sadece bu nedenlerden bile evinizi kirletmek için dışarıdan girişimler olacaktır. Ancak sizin evinize ne kadar hâkim olduğunuz, evinizi ne kadar benimseyip, kişisel düşüncelerinizin üzerinde tuttuğunuz önemlidir. Yalnız siz yaşamazsınız evde. Anne, baba, kardeş, eş de vardır. Demek ki ister istemez evde küçük de olsa kirlilikler olacak ve bunların temizlenmesi gerekecektir. Asıl önemli olan ise farklıdır: Kendi gücünüze ve evinize dayandığınız takdirde, kirliliği temizlemek için fazla uğraşmazsınız; çünkü, kirletmeden ve kirlettirmeden yaşamayı bilirsiniz. Bunun için ise her zaman Mustafa Kemal gibi bir aile reisi bulunamayabilir.
[1] Seçimlerde Ekonomik Operasyon için http://www.kuvayimilliye.gen.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=652&Itemid=34
Güler Kömürcü’nün yazısı için ise http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=78899,10,5